Ayasofya Camiden müzeye nasıl dönüştü ?

1
96
Ayasofya

     Bilindiği gibi Ayasofya Camii ahşap kilise olarak, miladi 360’da yapılmış, miladi 404’de bir ayaklanmada yakılmıştır. Miladi 416’da tekrar inşa edilmiş, 532 de yine yakılmıştır. 537’de ufak kubbeli bir halde inşa edilmiş, 561’de ise bugünkü kubbesi büyütülmüş, içerisi de son derece kıymetli altın ve gümüş gibi eserlerle doldurulmuştur.  4. Haçlı seferi, İstanbul’u ele geçrince,  Ayasofya, şehrin bütün zenginlikleri gibi, tamamen yağmalanmış, harabeye çevrilmiştir. 1261’de Bizanslılar, şehri Frenklerden geri alınca, kiliseyi tamir etmişlerdir. 1346’da büyük kubbe çökmüştür. 1356’da yeniden yapılmıştır. 1402’de kilise tamamen harapdı ve kubbe kısmen çökmüştü (1). Fatih sultan mehmet şehri fethettiğinde Ayasofya, harap ve bitik haldeydi.

  FatihSultan Mehmet , şehre fetih günü girmedi.Fatih, İstanbul’u 27 Mayıs günü fethetti. Ecdadımızın cari âdetine göre, bir şehir fetholunduğunda, fethi yapan sultan, ancak Cuma günü şehre girer, o zamana kadar fethedilen yerin  Cami haline çevrilen en büyük kilisesinde, Cuma namazını kılardı. Fatih Sultan Mehmed de, 30 Mayıs cuma günü şehre girdi. Ayasofya kilisesi temizlenmiş, kubbenin sağlam kalmış kısmının altı namaz kılınacak hale sokulmuş, muvakkat bir mihrab oturtulmuştu. Akşemseddin Hazretlerinin imamlığında, Fatih Sultan Mehmed Cuma namazını kıldı. Bu andan itibaren Ayasofya kilisesi, Ayasofya Camii olarak tarihe geçmişti.

1900 lü yıllara kadar, her bir sultanın zamanında, camiye  birbirinden nefis Türk mimari eserleri eklenmiş, bina tamamen bir Türk sanat abidesi halini almıştır.Fakat bu müddet zarfında Bizans’tan kalma mozaik tablolar korunmuş, hatta bazılarının, zelzeleler yüzünden dökülmüş olan kısımları boyalarla tamamlanmıştır. 1800’lerde mozaikler deki bazı insan tasvirlerinin yüzleri hafif beyaz badana ile kapatılmıştır (2).

1847-49 yıllarında Sultan AbdülMecid, İtalya’dan getirttiği mimar Fossati’ye esaslı bir tamir yaptırmıştır. Fossati, aynı zamanda, hemAyasofya‘nın hem de o devir İstanbul’unun, adeta fotoğrafla çekilmiş gibi, nefis ve renkli gravürlerini yapmıştır. Bu gravürler Ayasofya’nın ibadethane kısmının, aynen bugünkü gibi olduğunu isbatlar (3).

1935 yılında “geçici olarak” ibadete kapatıldı

19.y.y. sonlarına doğru başlayan ve 20.y.y. başlarına kadar devam eden çöküş sürecinde, büyük eyaletlerimizi kaybetmemiz,  Ayasofya‘yı da, diğer mabedlerimiz gibi, bakımsız ve harab bir hale düşürmüştü. Cumhuriyetin ilanından ve devletin biraz toparlanmağa başlamasından sonra, Ayasofya’nın da restorasyon ve tamirleri için çalışıldı, ibadethane kısmı, dışı, avlu ve bina etrafını ihya ve müze haline sokmak faaliyetlerine girişildi. Cami kısmının tamirini yapabilmek için 1935 başlarında ibadet kısmı “GEÇİCİ” olarak ibadete kapatıldı. Bu muvakkat kapatılma tarihine kadar, 481 sene, cami Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Ezan sesleri yankıları ile yaşamıştı.

Ayasofya’nın müze yapılışı

Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan Bizans enstitüsü namına 1931 yılında, Thomas Wittemore, Camiin mozaiklerini temizlemek ve tamir etmek müsadesini aldı. 1932 de mozaik uzmanları ile birlikte işe başladı. Nefis panolar ortaya çıkmaya başladı.1934 ortalarında Maarif Vekaletine, Abidin Özmen getirilmişti. (9.7.1934). Vekil İstanbul’a gelmiş, teftişleri sırasında Ayasofya’yı da gezmiş, çalışmalar ve mozaikleri incelemiş, Camiin mabed dışındaki kısımlarının perişanlığını (4) görmüş ve bu yerlerin ihya edilip bir müze halinde halka açılmasının faydalı olacağını düşünerek fikrini Atatürk‘e açmıştır. Atatürk, konunun bir uzman beyetce incelenmesini emretmiş, Abidin Özmen, İstanbul Müzeleri Müdürü Aziz Ogan başkanlığında sekiz dokuz kişilik bir komisyon kurup konuyu havale etmişti. Heyette Tahsin Öz, Efdalettin Bey, Prof. Osman Ferid, Alman Prof. Erckhard-Ungar gibi uzman isimler vardır.

Komisyon ekim sonunda raporunu takdim etmiştir. Tavsiyeler şudur:

1- Müze olması için Wittemore‘un çalışmaları bitmelidir
2- Bu arada diş kısımlar, kapı ve pencereler tamir edilmeli, son cemaat mahalli teşhir edilecek hale getirilmeli.
3- Binayı ihata etmiş kahve, sundurma, köhne ahşap bina, dükkân, kulübeler yıkılmalıdır.
4- Cami’e bitişik “Kimsesizler Yurdu” yıkılmalıdır. (5).
5- Avlu tanzim edilerek açık müze yapılmalıdır.
6- Camiin ibadet kısmı İBADETE KAPATILMALI buraya BİZANS ESERLERİ konularak BİZANS MÜZESİ yapılmalıdır.
7- Ayasofya’nın asırlarca Osmanlı eseri haline getirilmiş olduğu da göz önüne alınarak, Camiin uygun bir yerinde Türk eserleri de teşhir edilmelidir. (6)

Kasım 1934 başlarında, Atatürk‘ün mutad bir “akşam sofra sohbeti“nde Abidin Özmen, konuyu açmış ve raporda belirtilen hususlar anlatmıştır Atatürk hemen işe başlanması emrini vermiştir. Ayasofya Camii Evkaf idaresine bağlı bulunduğundan, yapılacak şeyler ona düşüyordu.

DİPNOTLAR
(1)- Kastil Krallığı Elçisi Cılajivo’nun Seyahatnamesi.
(2)- Bu gerçekler pek çok batı seyahatnamelerinde vs eserlerinde kayıtlıdır. Bunların isimleri, İstanbul Ansiklopedisinin 3. cildin de Ayasofya maddesinde teferruatı ile verilmiştir.
(3)- Fossatinin, gravür albümlü, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesindedir,
(4)- Ayasofya’nın o sıralardaki perişan halini, Osman Ergin, “Muallim Cevdet” (1937) isimli eserinin 105-107. sahifelerinde anlatır,
(5)- Komisyonun ittifakla kaldırılmasına karar verdiği kimsesizler yurdu haline getirilmiş bina, Fatihin İstanbul’da yaptırdığı ilk medresedir. Bu karar uygulanmış ve bu ecdad yadigârı yıktırılmıştır.
(6)- Bu Komisyonun azalarının tam listesi, kararların teferruatı, merhum Dr. Sedad Kumbaracının, Hayat Tarih Mecmuası’nın 1970 yılı Şubat nüshasının 74. sahifesindedir. Dr. Sedad’ın babası merhum İzzet Kumbaracı, bu sırada ‘Topkapı Sarayı 2. Müdürüdür, makale onun hatıra defterinden alınarak yazılmıştır.

1 YORUM

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin